Basın Odası

Karadeniz'in Çayını Kurtaracak HEXAFERM Organomineral Gübrelerin Üretildiği Bilecik'te Kurulu Olan Dünyanın En Büyük Organomineral Gübre Üretim Üssünü Ziyaret Ettik. Yüksek Duvarlarla Eğimli bir Arazi Üzerine Konumlanmış Dünyanın En Büyük Organomineral Gübre Üretim Tesisi, Dalgalanan Bayrakları İle Adeta Bir Kaleyi Andırıyor.

Bilecik, Pazaryeri’nde kurulu olan HEXAFERM organomineral gübrelerinin üretildiği tesis dışarıdan bakıldığında adeta kapalı bir kutu. Bacasından çıkan ve adeta görünmeyen, ancak soğuk havada yoğunlaşan su damlaları ile kendini belli ettiren renksiz, kokusuz duman tesisin içinde kalbin çarptığının ilk işareti. Sonra aniden kocaman otomatik kapılarından biri yukarıya doğru katlanıyor ve içerden tahta palet üstünde mavi renkli dizili çuvalları taşıyan bir forklift karşımıza çıkıyor.

Dikkatimiz dışarıda park etmiş tırlara uzanıyor. Tırlar bir bir paletler ile doldurulurken; yenileri tesisi terk eden dolanların yerlerini alıyor. Hummalı bir faaliyetin bizi içeride beklemekte olduğunu anlıyoruz.

İlk durağımız ambarlar oluyor; içeride ham maddenin stoklandığı 18 büyük ham malzeme depo alanı bulunuyor. Bu alanlardaki malzemeler en büyükleri 50 ton alan dev silolara yükleniyor. Siloların dolulukları otomatik olarak hesaplanıyor ve yeniden doldurulmaları gereken zaman sorumlulara üstlerindeki ekranlardan bildiriliyor. Böylece kesintisiz bir malzeme akışı sağlanıyor.

Siloların altındaki otomatik tartı konveyörleri, ihtiyaç duyulan ham maddenin istenen oranda akmasını sağlıyor.

Ham maddeler süratle çalışan konveyörler ile dev bir değirmenin içine taşınıyor. Kesintisiz çalışan değirmen ise vakum altında bu ham maddeleri çok küçük zerreciklere öğütüyor ve sonra çok hızlı bir hava akımı ile değirmenden havalandırılarak emilen zerrecikler sıkıştırıcı karıştırıcılarda nemlendirildikten sonra dev  açık silindirlerde granül haline geitiriliyor.

Bundan sonra yolumuz akışkan yataklı kurucuya yöneliyor. Sürekli titreyen, sıcak havanın içine püskürtüldüğü 19 metre boyundaki dev kurutucu adeta bir canavarı andırıyor. Görevi, organomineral gübre granüllerini istenen nem seviyesine getirmek.

Sonra sıra elemeye geliyor. Granüller elevatörler ile altı kat yükseğe taşınıyor ve peş peşe dizili eleklerde uygun boyuttakilerin ürün olarak seçilmesi sağlanıyor. Soğutma silolarından geçen granüller nihayet paketleniyor.

Artık işin başına geri döndüğümüzü anlıyoruz. Paketlenmiş gübreyi taşıyan forklifti takip ederek park etmiş olduğumuz arabamıza geri dönüyoruz. Arabamıza binmiş, üretim üssünü arkamızda bırakırken düşüncemiz ister istemez Rize’nin küskün topraklarına uzanıyor.

Büyük bir tekonolojiye ve deneyime sahip bu dev tesiste üretilen organomineral gübrenin topraklarımıza yeniden yaşam vereceğinden emin bir şekilde huzur ile dönüşe geçiyoruz.